Su yaşam kaynağıdır. Su olmadan en fazla 2 veya 5 gün yaşayabiliriz. Yetişkin bir insanın ağırlığının %60 ila 65'ini su oluşturmaktadır. Dolayısıyla, vücudumuza alacağımız suya tamamen bağlıyız ve eğer aldığımız su yeterli değilse ya da her zamankinden daha fazla su kaybediyorsak (fiziksel etkinliklere, sıcak havalara, ateşlenmeye, ishale veya kusmaya bağlı olarak), özellikle küçük çocuklar ve yaşlılar için geçerli olmak üzere çok hızlı bir şekilde yaşamımızı tehlikeye atabilecek bir noktaya kadar dehidrasyona uğrayabiliriz. Sonuç olarak, gün boyunca düzenli bir şekilde su içmeli ve susamayı beklememeliyiz.


Su, bütün organların ana bileşenidir (beyin, kalp, ciğerler, böbrekler, vs.), bu nedenle, vücudunuzun düzgün çalışması için ihtiyaç duyduğu suyu sağlayabilmeniz için su içmeniz şarttır. Dahası, seçtiğiniz su çeşidine bağlı olarak, değişik oranlarda mineraller ve eser elementleri de alırsınız. Bu yüzden, gün boyunca düzenli olarak su içmek canlılığınızı ve sağlığınızı sürdürebilmeniz için temel bir refleks oluşturur.


Su olmadan yaşam olmaz. Dehidrasyon öyle büyük bir risk oluşturur ki, organizmamız kendisini korumak için bir uyarı sistemi geliştirmiştir: susamak insanı büyüleyen derecede karmaşık bir olgu!

Su alımımız yetersiz kalınca, vücudumuz işlevlerini tehlikeye atmamak için tepki verir. Damar çeperlerindeki tutucular ve kan hacmindeki eksilmeye karşı oldukça duyarlı olan kalp, beyindeki susama merkezine sinyaller gönderir. Aynı anda hormonlar daha etkin bir su tutmaya katkıda bulunmak üzere salgılanır (örneğin, üre atımı ile kaybedilecek suyu azaltmak için üre konsantrasyonu artırılır).

Dehidrasyon başlamış olduğundan, bu susama sinyallerini derhal dikkate almalı ve hemen su içmeliyiz. Kaybedilen suyu telafi ettiğimizde (rehidrasyon) her şey normale döner. Aksi takdirde, durum kötüleşir. Susama duygusu, ağız ve boğaz kuruluğu daha da fazlalaşır. Su alımının eksik olduğu durumlarda, kan basıncı düşme eğilimi gösterir ve sonuçta bilinç kaybına yol açar. En kötüsü ise, ölüme götürebilir.

Dehidrasyonun tedavisi her zaman, özellikle dehidrasyon durumundan çıkmaları çok uzun zaman alan yaşlı insanlarda kolay değildir. Şu ana kadar bulunan en iyi silah engellemedir. Engellemenin anlamı, susama duygusu kendini gösterir göstermez derhal su içmek yada daha iyisi, susadığınızı hissetmeden önce su içmektir. Bu, özellikle susadıklarını çok geç ve ancak dehidrasyon başladıktan sonra hisseden yaşlı insanlar için önemlidir. Bu yüzden onlara sık sık, örneğin havanın sıcak olduğu durumlar gibi riskli zamanlarda içecek bir şeyler vermek gerekir.

Hidrasyon bebekler için de çok önemlidir. Yetişkinler bebeklerin neden ağladıklarını her zaman anlayamazlar, ama bebekler sıcak havalarda, ateşleri varken yada ishal olduklarında veya kustuklarında çabucak dehidrasyona uğrarlar.

Bu nedenle hangi durumların dehidrasyon riskine yol açtığını bilmemiz gerekir: bu durumlar, yeterince su içilmediği zamanlar (su istemeyen kişiler, kendileri su içemeyenler yada su bulunmayan yerdeki kişiler) ve aşırı su kaybı (sıcağa, yoğun ve uzun fiziksel zorlama nedeniyle aşırı terlemeye, şiddetli ishale, kusmaya veya uzun süreli ateşlenmelere bağlı olarak) halleridir. Bütün bu durumlarda, vücuttaki su eksikliği kan hacminde düşmeye ve hücresel su içeriğinde azalmaya neden olur.


Susama mekanizması yaş ilerledikçe etkinliğini yitirir. Yaşlı insanlar çok çabuk dehidrasyona uğrarlar. Çünkü sık sık su içmeleri gerektiğini hissetmezler.


İnsan vücudundaki en önemli bileşen sudur. Su, yaşamın tüm aşamalarında hayati bir gerekliliktir. Su, bebeklerin toplam vücut ağırlıklarının %75'ini, yetişkinlerin %60 ila 65'ini, yaşlıların ise %50'sini oluşturur.

Su, organizmada değişik yerlerde bulunur: hücreler vücuttaki suyun üçte ikisini tutarlar; ayrıca, su kanda ve hücre etrafındaki dokularda da bulunur.

Su içmeyi vazgeçilmez kılan 4 neden
Su, hücre, vücut dokusu ve organ yapılarının bir kısmını oluşturur.
Su besinleri (mineraller, vitaminler, vs.) ve hormonları, bunlara ihtiyacı olan hücrelere, dokulara ve organlara taşır.
Su, atıkların ortadan kaldırılmasına yardımcı olur.
Su, ayrıca, deri içinden buharlaşmak suretiyle (terleme) vücut ısısının düzenlenmesine de katkıda bulunur.